Sayın Valinin Pencere Hikayesi

Ana Sayfa / HABER / Sayın Valinin Pencere Hikayesi
Bolu'ya atanan valilerin hepsinin, basına ve basın mensuplarına anlattığı bir hikayesi olur...

Bu hikâyeler kimi zaman özel olur...
Kimi zaman da tüzel...

Adeta, karşılıklı iletişimin başlangıç şifreleridir bu anlatılan hikâyeler...
Bu şifrelere göre şekillenir karşılıklı düşünceler...
Ve gereksiz önyargılar, bir atomun çekirdeği misali parçalanır...
Sonucunda ise, bu hikayeler gönül köprülerine çift şeritli otoban olur...

Sayın valimiz İbrahim Özçimen Bolu'ya atandığından beri, ilk kez geçtiğimiz Salı günü, şahsımın da başkan vekili olduğum Bolu Köroğlu Gazeteciler Cemiyetini ziyaret etti...

Kendisini bütün valilerimize yaptığımız gibi kaldırımda karşıladık...
Ve bu satırların yazarı olarak kendisiyle ilk kez tanışma fırsatım oldu...

Valimiz Sayın Özçimen dikkatli birisi...
Ayrıntıları gözden kaçırmayan bir yapısı da var...

Önce, kendi kulaklarıyla ve gözleriyle Bolu'da yol açmaktan ve daha sonra o yolda gönül rahatlığı ile yürüyerek hizmet etmekten yana...

Sanıyorum doğuştan gelen hiperaktif yapısının, üst düzey bir idareci olarak, kendisine yanlış yaptırmasına bu yolla engel oluyor...

Valimiz Sayın İbrahim Özçimen, vatandaşa açılacak hizmet penceresinden boynunu eğerek, dizlerini bükerek bakmak isteyen valilerden...

O yüzden de Sayınvalimizin bizlere anlattığı hikaye ne özel di ne de tüzel...
Kendisi bulduğu mesnevi bir hikaye...

Yukarıda dedik ya, ilk karşılaşmada karşılıklı verilen şifreler! eğer iyi irdelenirde Bolu'nun hayrına kanalize edilirse, bundan Bolu karlı çıkar diye...

Valimiz vatandaşa hizmeti bir odadaki pencerenin yüksekliğine benzetiyor...

Şöyle ki, eğer hizmet penceresi vatandaşa hizmet götürecek olan yetkilinin boyunun çok yukarısında ise, buradan vatandaşa hizmet götürecek olan bürokrat, iki ayak parmağının üzerine dikilerek bu pencereden ancak vatandaşa bakabilir...

Birde hizmet penceresinin baş hizasından çok daha aşağıda olanının var olduğunu söylüyor...
Bu pencereden vatandaşa hizmet götürecek olanlar ise, pencereden vatandaşı görmek için mecburen başlarını dolu başak gibi eğecekler ve dizlerini tevazu ile kıracaklar...

İşte Sayın vali, bu eğilmeyi vatandaşa istediği hizmeti sunmak ve onun beklenti penceresinin seviyesine inmek olarak görüyor...

Bence de doğru ve anlamlı bir tespit...
Çünkü bu millet ne çektiyse, boyları pencereden vatandaşa bakacak kadar uzun olmayanların, bir şekilde pencereden bakmak için iki ayak parmağının üzerine çıkmak isteyen hizmet özürlülerden çekti...

Bileçik'e atanan vali Sayın İbrahim Akpınar'ın Lulu kabilesi hikayelerinden sonra şimdiki valimiz Sayın İbrahim Özçimen'nin bu mesnevi hikayesi bana ilginç geldi doğrusu...
Vatandaşa vatandaşın kendi penceresinden eğilerek bakmak...

Kısaca; bir bürokratın bir evrak imzalatmaya gelen karşısındaki vatandaşa;"Git dışarıya bak bakayım, ben dışarıda mıyım?!!" anlayışını yerle bir edecek bir hikaye...

İnşallah sayın valimizin bu mesnevi hikayesi hizmet masalına dönüşürde, gökten 3 elma düşürünceye kadar uzun yıllar Bolu'da anlatırız...

Hoş geldiniz Sayın valim...

Etiketler

Yorumlar

Yorum Yaz / Bize Ulaş

Facebook Yorumlar